9 Kasım 2010 Salı

dedim ki orası nere? dedi ki burası ora.

annemle konuşuyorduk bugün. telefonla. kızlar evlenip gitse bir âdet edinirler anneleriyle memleketimizde. günde bir kaç defa ile en seyrek gün aşırı arasında değişen sıklıklarla birbirleriyle konuşurlar. biz de öyle yapıyoruz. kendi adıma, bundan çok büyük keyif aldığımı söylemeden geçemeyeceğim.

bilmiyorum, şimdi bize kaybolan yıllarımızı mı geri veriyorlar, suskunlukların acısını mı çıkarıyoruz, bir memleket hasreti mi duyuyorum annemin bedenine, sesinde onu mu dindiriyorum, o konuştukça kendimi mi tanıyorum, ben konuştukça o eserini mi seyrediyor, birbirimizi mi 'öz'lüyoruz, hepsi mi, bir başkası mı, hiçbiri mi, bilmiyorum.

"afferim kızıma!" dedi. "iftihar ediyorum seninle!"

ilk defa, tam bir sayfa yazıyı, orta parmağımı morartmak pahasına, sıkı sıkıya tuttuğum kalemimle, annemin beğeneceği güzellikte, birkaç saatte yazdığımda, böyle bir iltifata mazhar olmuştum sanırım.

o beni böyle taltif edince, ne dedim ki ben şimdi, diye düşündüm. şöyle demiştim:

"insanın 'ben böyleyim' deyip her şeyi kenara bırakmasını sakıncalı buluyorum anne. her insan değişip gelişebilir, çok kıymetlidir insan, di mi?.. yeter ki uğraşmaktan - gayretten vazgeçmesin."

garip yani. beni sevmeye bahane arıyor galiba ;)

5 yorum:

v.yaka dedi ki...

bulabiliyor olması değil mi güzel olan?

seyyarat dedi ki...

Başlıkların ne güzel.

vedide yalınayak dedi ki...

v.yaka, güzel olmayan bir tarafı yok gibi geliyor bana. evet, bulabiliyor olması da güzel :)

seyyarat, bi yerden başlamak lazım. ben de başlıklardan başlamış olayım ;)

M.R.B. dedi ki...

hazirlamaya basladigin kitabina girecek guzellikte bir yazi olmus. ozellikle ikinci paragrafi!

bence ikinci paragrafi kitabin arka kapagina da basabilirsin, yakisir :)

vedide yalınayak dedi ki...

:) ne güldüm gece gece :)

ah m.r.b., senin bir şeyleri söylemekte kullandığın has tavrını çok beğeniyorum.

eksik olma, şevk ve ümit veriyorsun..