7 Mart 2009 Cumartesi

sevdiklerim

bugün hastaneye gittim.

ağır bir ameliyat geçiren amcamın oğlunu ve yakınındaki üzgünleri ziyaret etmeye.

hastanede 3 saatten fazla kaldım. hastanın başında 6 dk'dan fazla değil.

çok uzun zamandır görmediğim bazı akrabalarımı gördüm. onları ne kadar çok sevdiğimi gördüm. gözlerimin içine baktıklarından, gözlerini gördüm.

sonra eve geldim. hayhuyuma baktım. dert ettiğim ufak tefek şeyleri düşündüm. ki "kişinin kalitesi derdinden belli olur" sözünü de unutmamıştım.

"ben kendi çabamla ufak bir şeyi düzeltmeye çalışırım. bunun için düşünür, dua eder, harekete geçerim. o ufak gördüğüm şeyin ne denli büyük bir yere açılan kapıyı tıkadığını hayretle görürüm; o düzeldiğinde kendiyle beraber düzelen onca şeye bakarak..."

cennet diye bir yer vardır. ve orası dereli tepeli, çayırlı çimenli, köşklü saraylı bir yerden çok daha güzel bir yerdir.
"müslüman olduğunu söyleyen bir insan böyle konularda azla yetinemez. Allah'ın cömertliğine sınır çizemez. cenneti istiyorsa en güzelini ister. cemal cennetini ister. kimden istediğini bir düşünür. O'nun sahibi olduklarını, verebilme kudretini..."

sonra aklıma tam da âlemlerin kendisi için yaratıldığı, fahr-i kâinat, habibullah, halil-ur rahman, bedrü'd düca, nuru'l hüda, şemsü'd duha, ahmed-i mahmud muhammed mustafa sallallahu aleyhi vessellem efendimizin o muhteşem doğum günü de yaklaşmışken buhari hazretlerinden nakledilen bir şerefli sözü geldi..

uyuyamadım. gerçekleşmesi için dua ettiğim hayaller kurdum.

"akrabalarıyla ilişkisini kesen cennete giremez."

Hiç yorum yok: