5 Ocak 2025 Pazar

eskilik eksile eksile

"erkek denizanalarına ne denir? peki dişi baykuşlara?" bunları sana cevap almak için sormuyorum. aslında bunları sormuyorum bile. bunlar benim muhatap olduğum sorular. ama şaka sorusu değil. gerçek soru. merak ediyor. ben de doğru cevapları veriyorum. "deniz anası. baykuş." diyorum. mantıklı gelmiyor ona. 

mantıklı değil zaten. ama o mantıksız şeyleri sakin bir şekilde karşılamak için henüz buralarda çok yeni. 

yepyeni.

yay, yayın, yayınız. yaz, yazın, yazınız.

- biraz korkuyorum.. daha da yeni bir okla vurulmuşken. o okla vurulduğumda okun dikkatini çekecek hiçbir şey yapmamıştım halbuki. 

- ah vedide.. oklar kendi başlarına hareket etmezler. o oku bir atan vardı mutlaka. 

- o oku atanın oku atmaması için doksan dokuz sebebi varken olmayan bir şeyi sebep olarak gördü ama? korkmayayım mı? gerçek sebepler dağıtacağım etrafa.

- ama böyledir. bazen bir ok isabet edecekse, işte böyle sebepsiz yere bile geliverir. 

- korkunun ecele. 

- aferim. 

13 Aralık 2024 Cuma

tebdil-i insan

Biri var, onyıllar önceydi, karşıma geçip hiç de duymak istemeyeceğim şeyleri ardı ardına söylemişti. Hiç hoşuma gitmemişti söyledikleri. İçim burkuldu, canım acıdı. Gözlerine bakmıştım. O kocaman bakan laciverte çalan mavilere. Üzüldüğünü görmüştüm. Benim için üzülüp hoşuma gitmeyen o şeyleri söylerken o söylediği şeyler yüzünden üzüldüğüme üzüldüğünü. Ona sakince tamam, dedim. Tamam, teşekkür ederim. Bunları bana söylediğin için teşekkür ederim. 

Ben o sıralar telefon defterini almış -o sıralar telefon defterleri vardı- a’dan z’ye isimlerin üstünü çizmekle meşguldüm. Mecaz tabi. Ama onun gibi bir şey. Yüzlerce isimden on-onbeş tane bırakmışım gibi düşünün. Öyle gerekiyordu, yeni bir deftere geçiyordum. 

İşte o laciverte çalan mavilere bakarken ve tamam derken içimden şöyle diyordum. Tamam, sen kalıyorsun. Allah bir, seni bırakmayacağım. 

Bırakmadım onu. Beni sevmediği zamanlar oldu. Beni çok sevdiği zamanlar oldu. Beni fark etmediği zamanlar oldu. Beni kıskandığı, beni küçümsediği, beni ululadığı zamanlar oldu. Ben onu bırakmadım. Ara sıra uzaktan baktım. Bazen çok yaklaştım. Hayatının çok önemli yerlerine bir şeyler koydum. Mesela zaman beni silse, ben hiç var olmamış olsam, benim etkilerimin tümü silinecek olsa dünyadan ve olmaz ya o etkiler de başka bir şekilde zuhur etmemiş olsa, her rüzgara bir dans uydurup salınan bir servi gibi boylu boyunca uzanan o güzellik tırmanacak bir ağaç bulamamış bir yer sarmaşığı gibi kalırdı belki de. Hiç de mütevazi olmadı biliyorum. Ama öyle. 

Bunun ayna etkisi yok mudur sizce? Kuantum dolanıklığı ne diye aklıma geliyor bunları söyleyince?

İşte o, o velinimet, o hayat ışığı, o karanlıklardan cevher çıkaran, o karmakarışık sesleri hizaya koyup şarkı yapan, o zamanın anlarından kolyeler dizip boyunlara takan, o şükür vesilesi, o.. bana bir şey söyledi geçen. Hiç de hoşuma gitmeyecek bir şeyi çok hoş söyledi. Hoş söyleyişiyle üzülmeme imkan vermediğini bildiğinden olsa gerek, güle güle söyledi. 

11 Aralık 2024 Çarşamba

pek iyi

bugün ümitlerimin bittiği yerden bir ümide tutundum. insanlarla ilgili şüphelerimin doruk noktasına ulaşmışlığı halimde bir insandan hiç şüphe etmeden onunla konuştum. bugün sevildiğimi hissettirmek isteyen gencecik bir kalbin amacına ulaşan çabasını gördüm. bugün hadi sor da anlatayım diyen bir çift göze bakıp sordum. bugün sevgilime kompliman yaparken oğlunun hatrını ortaya koydum. bugün eksilerle başlayan çizelge artılarla son buldu. bugün iyi bir gün oldu. 

22 Kasım 2024 Cuma

kırkbeşlik

buraya az önce uzun bir girizgah yazdım. yirmiüç senedir fasılasız kullandığım çatal ve kaşıklara olan takıntımı bir ay kadar önce kışa girerken yaz boyu açık kalan pencereyi nasıl olağan bir şekilde kapatıyorsak öyle kolay ve sıradan bir hava içinde bıraktığımı anlatan uzun ve sıkıcı bir girizgah. sonra da sildim. çünkü gereksiz ayrıntılarla dolu "yav ne anlatıyorsun sen?" diyeceğim bir torba cümle buldum karşımda. 

--------------------

bugün bir şey öğrendim. insan yaratıldığında, ortaya çıktığında kusur veya hata denebilecek şeylerin hepsi potansiyel olarak ona yerleştirilmiş. yalan ve hainlik hariç

-------------------

biraz önce yani saat sabah dört sularında yarınki seyahatimiz için valiz hazırlığı yaparken fark ettim ki buraya yazmayı hayatımda karşılaştığım en büyük hainlikten sonra bırakmışım. belki daha büyük hainlikler yapılmıştır kastı biz olan ama ben onlarla karşılaşmadım. bu öyle bir hainlikti ki gözünü dikip baktığında kaynağından hainlik olarak doğup, yolda hainlik olarak ilerleyip, sana hainlik olarak vuran bir hainlik. başka bir şeyle karıştırılamayan, başka bir anlama tevil edilemeyen. elinle ağzını tutup kalakaldığın türden işte. hainlik. ne de çirkin bir kelime. aynı yalan gibi. 

-------------------

senelerce saklambaç oynamışlığım var yaşadığım şehirde. sobelenebileceğim sokaklara hiç uğramadan yaşayabildim. onun için işte, bu yüzden buraya yazmayı bıraktığımı düşünmek hiç de mantıksız değil. yirmiüç seneden sonra çatalkaşığımı değiştirebilmem kadar kolay olmayabilir belki. 

belki de olur. 

19 Nisan 2017 Çarşamba

fark

Şehirde yaşıyoruz, dedim. Bitişik nizam, yandaki evin önü mecburen bizim yanımız, dedim. Ama bu dediğiniz galat-ı meşhur gibi dedim, evet doğru değil oraya çöp koymaları fakat yapılacak bir şey yok, bundan vazgeçmeyecekler dedim, komşuma.

Artık orta yaşlı biriyim ve karşımdaki kişiye göre kelimelerimi filtrelemiyorum.

11 Ocak 2016 Pazartesi

annemi özledim

bu bana ilk defa olmadı, beynimin tozlu naylonla kaplanışı. koşar anneme giderdim, o sebze doğrardı tencereye. Ekmek tahtasını getir, bıçağı mutfağa götür derken iyileştirirdi beni. Şimdi çaylar, kahveler.. Yırtılmıyor laylonum.